• BIST 80.555
  • Altın 83,892
  • Dolar 2,2265
  • Euro 2,7810
  • Van -3 °C
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 14 °C

Arayan Bulur

Mehmet İşleyen

Buldum buldum. Hamamda yıkanırken ilahi kanununu yani suyun kaldırma kuvvetini kendi malıymış gibi o anda idrak eden Arşimet, sokağa fırlayarak kuvvetince “buldum kaldırma kuvvetini buldum” diye bağırır. Ancak halk sokakta yarı çıplak deli gibi bağıran birini görür. Arşimet kendine gelince iş işten geçmiş bulduğu icadıyla birlikte rezil olması dilden dile destanlaşmış, milattan önce olmuş bu olayın namı günümüze kadar gelmiştir.

Evet buldum , buldum diye bağırıyorum. Ancak şöyle bir göz ucuyla bakıyorum kendime. Çok şükür Arşimetlik bir vaka yok. Elbiselerim üzerimde. Fakat en az Arşimet kanunu kadar önemli değerlerimizi bulmadım, lakin unutmuşuz yanı başımızda terk haldeler. Yani tavan arasına rafa kaldırmışız.

Rahmetle analım. Hafız Bahattin, Hafız Ahmet, Hakkı Dayı, Veli Dayı, Şükrü Baba da küsmesin. Peki Cerciş, Encılo, Convays ve sayamadığımız diğerleri .Onların da alınmaması içinde isimlerini sizler zikr edin ki rahmet gitsin. Hafız Bahattin Erciş’te tüm telefon rehberini ezbere bilir, otomatik olamayan santral onun sayesinde o tarihlerde memleketimizde çağ atlamış istenen kişi ve numara anında bağlanırdı. Bir işittiği sesi unutmaz, ikinci kez hemen sesinden tanırdı. Ama bir gün olsun bu yeteneğini kötüye kullanmadı. Görmediği halde Mısır’a El Ehzer Üniversitesine gitmeyi ve tahsilini başarıyla tamamlayarak memleketine geri dönerek, yıllarca ölülerimize Yasinler, Fatihalar ve hatimler okumayı ihmal etmemiştir. Yüzlerce talebe yetiştirmiştir. Şükrü Babo, keramet sahibi bilinir; hastalarımıza şifa için defalarca dualar okutmuşuzdur. Gıyabımızda memleket için selametimiz için dualarını eksik etmezdi. Karşılık beklemeden lillah için.

Hakko Dayı ile Veli Dayının fıkraları hikayatları, henüz memlekette elektrik olmayan tarihlerde gaz lambaları ile aydınlanan karanlık odalarını, televizyonun olmadığı ve toplum gündemin bugünkü tv dizilerinin işgal etmediği kahvehane sohbetlerinde Erciş fıkralarının anlatımıyla kahkahalara gömülürdü. Zaman su gibi akardı. Dostluklar, akrabalıklar ve tanışmışlıklar buralarda olur, yıllarca süren insani ilişkilerin temeli atılırdı. Bu vesileyle selam kelam kesilmez, bayram ve seyranlarda herkes hal hatır sorar , kimse sahipsiz ve yalınız bırakılmazdı.

Buldunuz buldunuz. Biliyorum sizin gür sesinizi işitir gibiyim. Bu sesin büyümesi çağlayan gibi gürlemesi lazımdır.

Sadece normal insanların değil, akli dengesi zayıf insanların da memleket hikâyelerinin olabileceğini Cerciso, Encilo, Convays, Ehmet Çavuş kanıtlamamışımdır. Bu gün Erciş’imizi Türkiye’ye tanıtan “Gu de kurtul” yaşanmış hikayesi en büyük tanıtım araçlarımızdan değil mi?

“Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.”

Büyüklerimiz ne güzel söylemiş. Hayatı kıvamında söz gibi yaşamış. Her fert olması gerektiği kadar, doğal ve sade bir şekilde şaşaasız , şatafatsız ,vasat ve onurlu yaşamışlar.

Yaşam için sadece havaya, suya, toprağa, güneşe ihtiyaç duyulmaz. Bunlar canlılığın devamı için gerekli unsurlardandır. Fakat yaşarken mutlak insani değerleri unutmamak, barış ve huzuru yakalamak için insan onuruna yakışır değerlerle hayatımızı tezyin ederek süslemeliyiz. Diğer canlılardan farklılığımızı ortaya koymalıyız.

Ağladığımızda teselliye, küstüğümüzde barışa, yanlışımızda doğruyu gösterecek, Ümitsizlikte cesaret verecek kişilere ihtiyacımız var. Bunu bazen gülerek, bazen ağlatarak, kimi zaman da güldürerek ustaca yapan büyüklerimiz ve bizden evvel bu topraklarda yaşayan cedlerimiz yapmış. Herkesin ve kesimin ortak değeri olmayı başarmışlar.

Adem Oğlu

Miskin Adem oğlu,nefse zebun olmuşdur
Hayvan canavar gibi,otlamağa kalmıştır

Hergiz ölümün sanmaz,ölesi günin anmaz
Bu dünyadan usanmaz,gaflet önin almışdur

insanr öğüt almaz,yiğitler tevbe kılmaz
Kocalar taat kılmaz,sarp rüzigar olmuştur

Beğler azdı yolundan,bilmez yoksul halinden
Çıktı rahmet gölünden,nefs gölüne dalmışdur

Yunus sözi alimden,zinhar olma zalimden
Korkadurın ölümden,cümle doğan ölmüşdür.

Yunus Emre

Evet ben tavan arasını muzip çocuklar gibi karıştırırken bu hakikatlerin örneklerini gördüm. Yunus’un dediği gibi korkun ölümden kimse dünyaya çivi çakamamış. Doğan herkes ölmüştür. Yaptıkları, eserleri kalmıştır.

Güzel kalıcı bir miras için, önceki cedlerimizi örnek alarak , sonraki nesillere örnek yaşantılar ve ortak bir tarih bırakmalıyız.

Geçmişlerimize rahmet, yaşayanlara selamet ve sevgilerimle..

Bu yazı toplam 6332 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erciş Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim